İsmek'i hepimiz biliriz. İstanbul meslek edindirme kursları sanırım açılımı. Arapça, ahşap boyama, ingilizce el sanatları vs.. gibi kurslar veriliyor. Geçen hafta bir sabah, gideceğim yerin henüz açılmaması sebebiyle yolum düştü bir İsmek şubesine. Tanıdık biri Arapça dersi alıyormuş, ben de misafir oldum bir saatliğine. Tabi bir psikolog adayı olarak incelemeye başladım insanları. Çünkü bildiğimiz sınıftan çok daha farklıydı. Yaşlı teyzeler, emekli amcalar, kimi ev hanımı, kimi yabancı uyruklu. Bazısı sessiz kendi halinde, bazısı da hiç susmayan yaramaz öğrenci gibi, fakat en garibi yaş ortalaması 40-45. Türkiye geneline şöyle bir baktığımız zaman bu yaşlardaki kadınlar sabah başlar bir temizlik ve yemek telaşesiyle akşama kadar kocalarının ya da çocuklarının gelmesiyle son bulur maraton. Çoğunluğu hayat gayesini yaşama heyecanını kaybetmiştir ama burada farkettim ki buraya gelen insanlar hala bir şeyler öğrenebilme peşinde. Kimse inkar edemez çünkü kolay değil 50-60 yaşına gelip de yeni bir dil öğrenmek, hatta bırak öğrenmeye çalışmayı böyle bir işe girişmek. Neyse, sınıfı izlerken şunu farkettim, insan yaşlandıkça çocukluğuna döner derler ya hani (dişleri dökülür, Allah korusun kiminin altı bezlenir huysuzlaşmaya başlarlar) aslında her konuda çocuk gibi olmaya başlıyorlar. Hiç bir anaokuluna veya bir ilköğretim sınıfına gidip de çocukları izleme şansı buldunuz mu bilmiyorum ama çocuklar sürekli bir hareket halindedir. Yaşadıkları her şeyi öğretmenlerine anlatırlar ve bir onaylanma ihtiyacı hissederler. Amcalardan biri ile hoca arasında geçen diyalog bunu hatırlattı bana. Amca başlıyor:
-Hocam sabah yumurta kırdım iki tane, ilaç içmek için, aç karınına içemiyorum hanım da evde yok vs.. Bunu Arapça olarak nasıl söyleyebilirim: ) Haliyle hoca da gülümsedi ve söyledi "Bugün iki yumurta kırdım"ın Arapçasını.
Ve hocanın her söylediğinin ardından tekrar eden hızlıca cevap vermeye çalışan bir başkası..:) Güzel insanlar vesselam...
Akşamında ise bir sosyal tesiste arkadaşımla oturuyorduk. Siparişi almak üzere garson yanımıza geldi. Garsona Cola Turka var mı diye sordum. Bana olduğunu, zaten Cola Turka sattıklarını söyledi. Sonra ilk defa birisinin Cola Turka sorduğunu görüyorum genelde Coca Cola sorarlar diye ekledi. Ben de ilk kez Cola Turka satan bir yer gördüğümü söyledim ve garson esrarengiz (!) bir ses tonuyla ekledi, zaten AKP'nin belediye diye. Sanki bir sır paylaşıyordu başkalarıyla paylaşamadığı. Asıl garip ve komik olan garsonun ses tonu ve kıyafetimiz ile oturuşumuzun insanlara bir şeyler paylaşırkenki etkisi.:)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder