İnsan için bir kendisi vardır bir de kendisi dışında diğerleri. Kendisi ve diğerleri onun hayatını oluşturur; hayat algısını, dünyaya bakışını, kendine bakışını ve insanlara bakışını oluşturur. Bu yüzden insan için anlam hayat ve ...... Herkes kendince bir şeyle doldurur bu noktaların yerine.
13 Ağustos 2011 Cumartesi
Masallar diyarında bir düş gördüm; Bir vardım... Bir yoktum...
"Bundan 9 sene evvel ortaokul 1. sınıfta yani 12 yaşında Türkçe öğretmenimizin verdiği ödev üzere (hatırladığım kadarıyla) yazdığım ilk masal ve yayınlanmış ilk eserim "Üç Kardeşler". Aslında yayınlanacağını ve hocamız tarafından bir kitapçık haline getirileceğini hiç tahmin etmemiştim:) Fakat koskoca okuldan 10-15 kadar kişi ve sınıfımızdan da sadece ben yazdığım için sanırım küçük bir jest yapmak istemiş hocalarımız. Ben de yememiş içmemiş o zamandan bu zamana 2 kere taşınmış olmamıza rağmen gayri ihtiyari saklamışım bu kitapçığı. Hadi okuyalım bakalım; Ne varmış... Ne yokmuş..."
ÜÇ KARDEŞLER
Bir varmış, bir yokmuş Allah'ın kulu çokmuş. Eskiden bir adam yaşarmış. Bu adamın üç çocuğu varmış. Bu çocukların annesi yokmuş. Ama babaları bunlara çok iyi bakarmış. Adamın en küçük oğlu çok terbiyeli, çok iyi kalpliymiş. Babaları bu yüzden en küçük oğlunu çok severmiş. Ama ağabeyleri ise çok sinirli, çok kötü kalpli ve kıskançlarmış. Babaları en küçük kardeşlerini çok sevdiğinden onu çok kıskanırlarmış. Bu nedenle ufacık bir tartışmada onda bir hata bulmaya çalışıp dururlarmış. Bunlarla da yetinmeyip onu babaları evden çıktığında hep döverlermiş. Küçük çocuk da hıçkırıklarla ağlarmış. Babaları hep kârla eve geldiğinden neşeli neşeli şarkılar söylermiş. Bu nedenle küçük oğlunun ağlama sesini duymaz, büyük oğulları da anlar, küçük kardeşlerini sustururlarmış.
Günler böyle sürüp gidiyormuş. Bir gün yine babaları işten dönüyormuş. Ama bu sefer fazla kârı olmadığından pek keyifli değilmiş ve eve doğru sessizce geliyormuş. Bu nedenle oğulları da babalarının geldiğini anlamamışlar ve babaları eve geldiğinde vaziyeti görmüş. Neden kardeşlerini dövdüklerini sorduğunda yalan söylemeye kalkışmışlar. Ama ne çare, Allah ikisini de yalan söylemeden bir taş haline getirmiş.
Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine. Gökten üç elma düşmüş; biri yazanın, biri okuyanın, biri ise mutlu baba ile oğlunun başına...
"Bundan sonra da sanırım lise 1 de bir hikaye yazmıştım o da Edebiyat hocamızın verdiği bir ödev üzerine: ) Beğenilmişti ve ödül olarak "Ümit Meriç'in" evine gitmiştik 10 kişi arkadaş ve bir hocamız. Fakat ne yazık ki onun bir kopyası ya da kayıtlı bir kitapçığı yok elimde..."
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder