14 Ağustos 2011 Pazar

Masallar diyarında gördüğüm düşün psikolojik tahlili ;)

Sanırım tahlilimi hikayeyi yazarkenki ruh halimi ve o süreci anlatarak yapmaya başlasam güzel olacak. Şöyle ki efendim; Türkçe öğretmenimiz masal yazma ödevi vermişti. Ben kompozisyon yazılılarında olduğu gibi nasıl bir giriş yapacağımı düşüne durayım birden böyle çocukça bir ilham gelip zihnimin içerisindeki tellere konuverdi :) Masal işte nasıl başlayacaksın ki klasik "bir varmış bir yokmuş" ya da "evvel zaman içinde kalbur saman içinde" diyeceksiniz belki ama demek istediğim masala nasıl başlayacağım. Neyse efendim başladım ben yazmaya. Kendimce hesaplar yapıyorum. Amacım sadece bir masal yazmak ve ödevi teslim etmek. Yani aslında bana kalırsa psikolojik tahlil yapacak bir yanı yok bence bu masalın. Çünkü yazarken kendimce matematiksel ve mantıksal bazı hesaplamalar yapıyorum; ıslık çalarak gelsin ki baba çocukların kavgasını bağırmasını duymasın diyorum:) Masal nihayetinde ama bir mantık olması lazım canım. Babanın da bir şekilde öğrenmesi lazım bu olayı ki bağlayalım masalımızı bir sonuca. Onun için de hemen bir çare bulup babanın kârsız günüde şarkı söylemediğini anlatıyorum sevgili okuyucularıma. Aslında bu ne okuyan ne de dinleyen için yazılmış bir masal, sadece ödevi yapma amaçlı:) Neyse efendim gelelim masalımızın sonuna; tabi kötüler cezasını bulup, iyiler mutlu oluyor, bu yüzden her masalın sonunda olduğu gibi sadistçe elma düşürmeliyim birilerinin kafasına. Ama onu da kimseye bırakmak istemiyorum, o yüzden diyorum ki biri yazanın(ki bu benim), biri okuyanın(masalımız sınıfta okunacaktı o yüzden bu da benim) biri de mutlu baba ile oğlunun başına(bunlar da benim masal kahramanlarım). Yani hepsi bana ya da benim oluşturduğum kahramanlara. Ne hocama ne de sınıfta beni dinleyenlere bir şey verme niyetinde değilim anlayacağınız.

Gelelim işin psikolojik kısmına; bu hikayeyi (olabildiğim kadarıyla) bir psikolog gözüyle değerlendirirsem öncelikle şunu sorarım kendime: "Neden baba ve oğullar". Bu çocuğun kendi cinsiyle bir problemi mi var?  Çünkü bir kişiye resim çizmesini söylediğimizde eğer karşı cinsi çiziyorsa o kişinin kendi cinsiyle bir sıkıntısı olabileceği yorumunu yapabiliyoruz. Aslına bakarsak ben resim çizme testinde de karşı cinsi çizerim ama bu tamamen işin kolayına kaçmamdan kaynaklanıyor. Kız resmindeki saç küpe vs.. ayrıntılarıyla uğraşmak işime gelmiyor:) Buna bağlı olarak da karşı cinsin kahramanı olduğu bir masal anlatmak da böyle olabilir belki. Ve sonra hep hatası bulunmaya çalışılan ve abileri tarafından hor görülüp kıskanılan bir çocuk. Babası bu çocuğu çok seviyor, öyle ki diğer kardeşleri kıskanıyor. Herhalde çocuk mutsuz ve kardeşleri tarafından hep kızılan eleştirilen biri derdim. Ortalıkta bir anne figürümüz de yok, buna bağlı olarak da anne ile duygusal bir bağ eksiliğinden bahsetmem de olasıdır.

Fakat dönüp kendime baktığımda bu tahlillerden hiç bir iz bulamıyorum:) Çünkü hiç bir zaman bu kadar içli bir çocuk olduğumu hatırlamıyorum. Herhalde bu tarafımdan uydurulmuş, acele ile öğretmenine teslim edilmek için yazılmış araya mantıksal öğelerin sıkıştırıldığı ve hasbel kader bir okul kitapçığında yayınlanmış bir masal:)

İyi okumalar efendim:)

Bir var'ız... Bir yok'uz...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder